Hayat-ı Şerifleri

Ağustos 5, 2009

Muhammed Masum’ un beşinci oğludur.

H.1055’te doğdu.

Mübarek o kadar heybetli idiler ki, zamanın padişah ve emirleri bile huzurunda el pençe dururlardı, hem de ayakta.

Öyle zühd ve takva sahibi idiler ki, kendilerine Muhyi Sünneti (Sünnetin ihya edicisi) lakabı takılmıştı.

Bir gece teheccüt namazını kılmak üzere gece yarısından sonra uyanıyorlar. Evler toprak damlı, ve dama çıkıyorlar. Derin bir sessizlik içinde, uzaktan, çok uzaktan bir ney sesi ses, sükutun beyaz çarşafı üstünde dalga dalga.. Şeyh öyle bir rikkat ve ihtizaza kapılıyorlar ki, kendilerini kaybedip damdan düşüyorlar. Mübarek vücutları inciniyor. Ama istiğrakları devam. Kendilerine geldiklerinde buyuruyorlar:

-“Bazı kimseler bize ahenkli ses dinlemeyi bıraktığımız için, dertsiz ve hissiz diyorlar. Asıl dertsiz ve hissiz onlardır ki dinleyebiliyorlar ve dinleyebilmek ellerinden geliyor…”

Şeyhin müritlerinden biri, ahenkli ses meclislerinden birinde öyle coşuyor ki, kendinden geçip üstünü başını paralamak ve çığlık koparmamak için dudaklarını dişleri ile kanatıyor. Fakat daha fazla dayanamadığından yığılıp ölüyor. Hadise Şeyhe anlatılınca, verdikleri cevap: “Ses derdi, çok tehlikelidir. İşte ona cevaz vermeyen din büyüklerinin dokundukları hikmet.

Reklamlar